Hipnozun Tarihçesi

Hipnozun Tarihçesi

Hipnoz ile ilgili bugüne kadar birçok bilimsel çalışma yapılmış ve hipnozun birçok mekanizması hakkında bilimsel anlamda verilere ulaşılmıştır fakat şuan için bu çalışmaların sonucunda tam anlamıyla oluşmuş ve netleşmiş bir kuram hala mevcut değildir. Bunun sonucu olarak hipnozun tarihsel süreci ve gelişimi ile birlikte hipnozun ilk kuramcılarının görüşleri hipnozu anlamak açısından önemli olmaktadır. Ve günümüzdeki hipnoz kuramcılarının görüşleri de bu eski kuramlardan hala etkilenmektedir.

Hipnozun tarihsel sürecini incelerken özellikle ve öncelikle vurgulanması gereken ve hipnozun tarihsel sürecinin tasnif edilmesinde önemli bir mihenk taşı olan MESMERİZM akımıdır. Hipnoz insanlık tarihi kadar eskidir denilebilir fakat ilk kez bilimsel bir akım olarak kendisini göstermesi Frans Anton Mesmer adlı Avusturyalı hekimin kendi tedavi tekniğinde hipnozu kullanmasına dayanır. Mesmer uygulamış olduğu bu tekniğe manyetizma demekte idi. Hipnoz ile ilgli ilk bilimsel yayınlarda 1770’li yılların sonlarında Mesmer’in çalışmalarına dayanır. Mesmer’in tekniği gözden geçirilmeye başlanınca daha sonra ortaya çıkan başka akımların oluşması ile hipnozun tarihsel sürecinde 3 dönem meydana gelmiştir.

1. Premesmer Dönemi (Mesmer Öncesi Dönem)
2.
Mesmerizm Dönemi
3.
Post Mesmer Dönemi (Mesmer Sonrası Dönem)

1.Premesmer Dönemi (Mesmer Öncesi Dönem)

Mesmer’in yaşadığı dönemler olan 1750’li yıllara kadar olan dönemi kapsar. Ve bu dönemde bilimsel anlamda hipnoz ifade edilmemitir. Bu dönem içerisinde kimi büyücülük yada sihir gibi olağanüstü hallerin diğer insanları etkilemek amacı ile kullanıldığı düşünülmekte ve bunların aslında o dönem bilinmeyen hipnotik haller olduğu düşünülmektedir.

Uzak doğuda birçok fiziksel ihtiyaçların minimalize edildiği yoga ve benzeri birçok olayda aslında alttaki mekanizmanın hipnotik trans olduğu söylenebilir. Buna benzer birçok olay yine o çağlarda diğer birçok toplulukda görülebilmektedir. Bu topluluklarda şifacılar, medyumlar, kahinler ve gösterilerinde yine manyetizmayı kullanan birçok kimse olduğu bilinmektedir.  Bu dönemlerden sonra unutulmaya yüz tutmuş bu metodlar bu dönemlerdeki birçok bilim insanı tarafından yazılmış ve bu metodları bilimsel anlamda günümüze aktarılmasına vesile olmuşlardır. Ve o dönemde unutulan bu metod Frans Anton Mesmer trafından yeniden kullanılmaya başlanmıştır.

2.Mesmerizm Dönemi

Hipnoz ile ilgili ilk bilimsel çalışmalar 1779 yılında Mesmerin yayınladığı çalışmalarla başlar. Mesmer 1734-1815 yılları arasında yaşamış Avusturyalı bir hekimdir. Viyana Tıp Fakültesinde okuyan Mesmer öğrencilik yıllarında manyetizma teorilerinden haberdardı ve bu konulara ilgisinden dolayı 1765 yılında doktora tezini ‘’Yıldızların Ve Seyyarelerin İnsan Vücuduna Fizyolojik Etkileri’’ üzerine yaptı. O dönemde mıknatısların şifa etkisine inanan Cizvit papazı Hell, bu doktora tezi ile çok ilgilendi ve Mesmere birkaç mıknatıs gönderdi. Ve Mesmer başka hekimlerin tedavi edemediği bir iki hastasında mıknatısla tedavi ederek birden büyük bir üne kavuştu.  Ve böylece canlı mıknatisiyet (Magnetisme Animale) doğmuş oldu.

Meslektaşlarının kıskançlıkları sonucunda 1777 de Viyanayı terk etti ve 1778 de Fransa’ya yerleşti. Ve burada da kısa sürede büyük bir şöhrete ulaştı. Fakat 1784 de toplanan ve Mesmerin tedavisini bilimsel anlamda inceleyen bir bilim komisyonu aynı tedavi tekniklerini demir çubuklar yerine tahta çubuklarla deneyerek bir nevi kontrol grubu kurarak hastalarda anlamlı bir farklılık gerçekleştirmediğini saptadı. Ve bu raporların sonuçlanması ile Mesmer birden o eski şöhretini kaybetti ve Fransa’yı terk etti. İsviçre’ye yerleşerek kalan meslek yaşamını fakir hastalara bakmaya adayarak 1815’de vefat etti.

3.Post Mesmerik Dönemi

Suni Uyurgezerlik Dönemi

Mesmerin takipçilerinden Marquis de Puysegur birgün bir çobanı uyurgezerlik haline soktuğunu fark etti. Sujenin bakışları fixe sanki bir uyku hali içinde fakat konuşuyor, sorulan sorulara cevap veriyor ve yürüyordu fakat tüm çabalara rağmen uyanamıyordu. Puysegur bu hali uyurgezerliğe benzeterek Somnambulisme artificielle adını verdi ve 1784-1843 arası dönem Somnambulisme Artificielle dönemi olarak adlandırılabilir.

Yine bu dönemde Fransa’da 1821’de Recamier, 1829 da Cloquet cerrahide ağrısız ameliyatlar yapılıyor ve 1837’de telkinle ağrısız diş çekimi ilk defa yapılıyordu.

Dr.James Braid Dönemi

İzlediği bir sahne şovunda hipnoz edilen kişinin gözlerinin sabit olmasında dikkat ederek uyurgezerlik halinin gözün yorulmasına bağlı olduğunu düşündü. Ve kendi yakınlarının gözlerini bir noktaya sabitleterek uyku haline benzettiği bu etkiyi elde etti. Ve Yunan Mitolojisindeki uyku tanrısının ismi olan Hypnos ismini ilk defa kullanan kişi oldu. (1841)

Charcot’un Histeri Teorisi Dönemi

Charcot hipnoz edilen kişilerin histerik kişiliğe sahip kişiler olduğunu idda etmekteydi. Jean-Martin Charcot Salpetrier ekolünün kurucusu idi. Bu ekolün karşısında ise hipnozu normal bir olay olarak gören Nancy Ekolü ve temsilcisi Bernheim vardı. 

Nancy Ekolü (Liebeault Ve Bernheim’in Telkin Teorisi)

Liebeault ve Bernheim hipnozun sadece telkin sonucu ortaya çıkan bir hal olduğunu ilan ettiler. Ve bu görüşleri ile Charcot ve ekolüne karşı cephe aldılar. (Liebeault bir köy hekimi idi ve yıllarca hipnozu kullandı. Bernheim ise ünlü bir profesördü ve siyatik ağrısı çeken bir hastasının kendisinin haberi olmadan Liebeault tarafından tedavi edilmesi ile ona haddini bildirmek için yanına gittiğinde tedavisini inceleme fırsatı buldu ve yıllarca Liebeault ile birlikte çalışarak binlerce hastayı birlikte tedavi ettiler. )

Pierre Janet Ve Babinski

Pierre Janette hipnozu bir nevroz benzeri olarak gördü ve Charcot’un takipçizi olarak kabl edildi.

Babinski de Charcot gibi düşündü.

Sigmund Freud

Sigmund Freud hayatının çok büyük kısmında psikanalitik kuram için çalışmalarda bulunmuş ve özelliklede üretkenliğinin en fazla olduğu yıllarda da bir taraftan kendi ruhsal sorunları ile de uğraşmış ve bir çok psikosomatik hastalığının ve fobilerinin nedenini araştırırken hem kuramını zenginleştirmiş hem de kendi analizi için uğraş vererek çok zor bir işi de başarmıştır.

Freud Yapmış olduğu bu çalışmalarla günümüze kadar gelen birçok etkide bulunmuştur. Freud bu çalışmalarının çoğunda hipnozu kullanmış ve çalışmalarının zeminini hipnozdan elde ettiği verilerle yapılandırmıştır. Freud hipnozu 1887 de tedavilerinde kullanmaya başlamıştır. 1888 de ise Histeri tedavisinde hipnozu Dr. Breuer ile birlikte kullanmıştır. Yine aynı dönemlerde yavaş yavaş hipnozu bırakarak serbest çağrışımlardan yararlanmaya başlamıştır. Hipnozu bırakma nedenleri arasında hastalarının hipnoza girmedeki yaşadığı zorluklardır denir. Ve yine bu dönemlerde Anna O. Adındaki hastası ile birlikte serbest çağrışımı daha çok kullanır ve tercih eder olduğu ifade edilmektedir.

Pavlov’un Refleksolojik İzahı

Pavlov şartlı refleks mekanizmasını köpeklerle yaptığı deneylerle ortaya koyan bir bilim adamıdır. Aynı şekilde hipnozu izah ederken de benzer mekanizmaların etkili olabileceğini idda etmiştir.

Freud Sonrası Dönem

Charcot’un ölümünün ardından (1893) ve Freud’un hipnozu uzun süre kullanmayışı ve 1918 de bırakması ile ikinci dünya savaşına kadar hipnoz çalışmaları bir duraklama yaşamıştır. Ardından ise;

  • 1944 - II. Dünya Savaşı döneminde harp nevrozlarının aniden çoğalması, uzun zamana ve emeğe ihtiyaç gösteren psikanaliz metodları yerine hipnoanaliz metodunun getirilmesini mecburi kılmıştır.  
  • 1955 - İngiltere’de İngiliz Tıp Derneği hipnozu resmen kabul etti.
  • 1957 - Amerika’da Michiga State Board Of Dentistry Amerikan başsavcısından diş hekimlerinin günlük pratiklerinde hipnozu kullanabilmelerinin kararını çıkarmıştır.
  • 1958 -  Amerika’da Amerikan Tıp Derneği tıp mensuplarının tedavi amaçlı olarak hipnozun kullanımını kabul etti.

Ülkemizde İse;

  • İlk ciddi çalışma Dr. C. Tan tarafından yapılan ihtisas tezidir. Ve tezinin konusu Hipnoz’dur.
  • Bu konuda ülkemizde en ciddi çalışma ise Prof. Dr. Recep Doksat tarafından yapılan ihtisas tezi hipnotizma’dır. Ve bu tezin temel alındığı bir kitabı da yayınlanmıştır.
  • Hipnodonti adındaki bir başka tez ise Dt. Turan Cengiz tarafından yapılmıştır.
  • Türkiye’de Hipnotizmanın Cerrahi’de kullanılmasını birçok ameliyatı ile gerçekleştiren Op.Dr. İsmet Hüsnü Öztürk hocamızdır.  Ve onun öğrencisi Sayın Dt. Ali Eşref Müezzinoğlu, birçok eğitim ve yayınlarla hipnoz alanında değerli çalışmalar yapmaktadır.
  • Değerli hocamız Uz. Dr. Tahir Özakkaş Bey’in Tıp fakültesinde öğrencilik yıllarından itibaren Hipnoz ile ilgili yapmış olduğu çalışmaları ve ilkini 1985 de yazdığı üç kitabı ve diğer hipnoz kitaplarını da burada özellikle belirtmekte fayda vardır.  

 

 

Hipnoz

 

Dr. Kamil Tuzgöl
Hakkında
Tavsiye Edenler
Tavsiye Edin